MINİK KURT KİTAPLIĞI
Minik Kurt “Ben Biliyorum” Deyince
MINIK KURT’UN MACERALARI · BÖLÜM 8

Minik Kurt “Ben Biliyorum” Deyince

Bir pazar sabahı Minik Kurt’un içinde tuhaf bir enerji vardı.

Her şeyi kendi yapmak istiyordu.

Anne Kurt, “Çorban sıcak, biraz bekle,” dedi.

“Ben biliyorum.”

Baba Kurt, “Bahçeye çıkarken botlarını giy, çimler ıslak,” dedi.

“Ben biliyorum.”

Anne Kurt, “Bisiklete binerken kaskını unutma,” dedi.

“Biliyorum.”

Pofuduk bile, “Kapı açık kaldı,” dedi.

Minik Kurt, “Onu da biliyorum,” dedi.

Baba Kurt kaşlarını kaldırdı.

“Bugün epey bilgili biriyle yaşıyoruz.”

Minik Kurt bunu iltifat sandı.

İlk küçük felaket kahvaltıda oldu.

Çorbasını beklemeden büyük bir kaşık aldı.

“Üf— sıcak!”

Anne Kurt hemen su verdi.

“Ben sana…”

“Biliyorum,” dedi Minik Kurt.

Sonra durdu.

Bu kez “biliyorum” demesi biraz anlamsız olmuştu.

Bahçeye çıktı. Botlarını giymedi.

İlk beş adımda çorapları ıslandı.

“Off.”

Baba Kurt kapıdan baktı.

“Çimler?”

“Islak.”

“Şaşırtıcı.”

Minik Kurt geri dönüp botlarını giydi.

Öğleden sonra bisiklete binmek istedi. Kaskı girişte duruyordu.

“Yakında süreceğim,” diye düşündü. “Bir şey olmaz.”

Tam bisiklete binecekken Pofuduk seslendi:

“Kask!”

Minik Kurt durdu.

Bir an “biliyorum” diyecekti.

Sonra çorbayı hatırladı.

Islak çoraplarını hatırladı.

Kaskını taktı.

“Teşekkür ederim.”

Pofuduk gururla başını salladı.

Bisiklet yolunda biraz hızlı sürdü. Baba Kurt arkadan, “Virajda yavaşla!” diye seslendi.

Minik Kurt bu kez gerçekten yavaşladı.

Tam virajın arkasında yere düşmüş büyük bir dal vardı.

Minik Kurt frene bastı ve rahatça durdu.

Dala baktı.

Sonra Baba Kurt’a baktı.

“Sen onu gördün mü?”

“Hayır.”

“Peki neden yavaşla dedin?”

“Çünkü virajın arkasını göremiyoruz.”

Minik Kurt bir süre düşündü.

Demek ki büyüklerin bazı uyarıları, o anda görünmeyen şeylerle ilgili olabiliyordu.

Eve dönerken yağmur başladı.

Anne Kurt daha önce çantasına ince yağmurluk koymasını söylemişti.

Minik Kurt koymamıştı.

“Çünkü hava güneşliydi,” dedi.

Baba Kurt gökyüzüne baktı.

“Gökyüzü fikrini değiştirmiş.”

Minik Kurt sırılsıklam oldu.

Eve varınca Anne Kurt havlu getirdi.

“Bugün nasıl geçti?”

Minik Kurt koltuğa oturdu.

“Sana bir soru sorabilir miyim?”

“Elbette.”

“Siz her şeyi biliyor musunuz?”

Anne Kurt güldü.

“Hayır. Kesinlikle hayır.”

“Peki niye bana sürekli bir şey söylüyorsunuz?”

Anne Kurt yanına oturdu.

“Çünkü bazı şeyleri senden önce yaşadık. Mesela sıcak çorbanın ağzını yakabileceğini, ıslak çimlerin çorapları mahvedebileceğini, virajda yavaşlamanın neden önemli olduğunu.”

Baba Kurt da yanlarına geldi.

“Bizim söylediğimiz her şeyi hiç düşünmeden yapmak zorunda değilsin. Soru sorabilirsin. ‘Neden?’ diyebilirsin. Ama önce dinlemek gerekir.”

“Yani söz dinlemek düşünmemek değil.”

“Tam tersine,” dedi Baba Kurt. “İyi dinlemek, düşünmenin bir parçasıdır.”

Minik Kurt bu cümleyi sevdi.

Akşam yemeğinde Anne Kurt, “Sebzelerini de ye,” dedi.

Minik Kurt şüpheyle baktı.

“Neden?”

“Çünkü vücudunun farklı besinlere ihtiyacı var.”

“Peki.”

Baba Kurt şaşırdı. “Ne oldu bizim ‘ben biliyorum’ diyen kurda?”

Minik Kurt havucunu çatalına taktı.

“O bugün biraz araştırma yaptı.”

Pofuduk kahkahayı bastı.

Bir süre sonra Minik Kurt, “Ben bir kural yapmak istiyorum,” dedi.

“Nedir?”

“Birisi bana bir şey söylediğinde hemen ‘biliyorum’ demeyeceğim.”

“Güzel.”

“Önce dinleyeceğim. Anlamazsam nedenini soracağım.”

Anne Kurt, “Buna muhakeme etmek denir,” dedi.

“Muhakeme?”

“Düşünüp değerlendirmek.”

Minik Kurt kelimeyi yavaşça tekrar etti.

“Mu-ha-ke-me.”

Sonra Baba Kurt’a baktı.

“Yarın yağmur yağacak mı?”

“Bilmiyorum.”

“Demek sen de her şeyi bilmiyorsun.”

“Bunu az önce zaten söylemiştim.”

Minik Kurt gülümsedi.

“Biliyorum.”

Herkes ona baktı.

Minik Kurt iki saniye durdu.

“Yani… bu sefer gerçekten biliyorum.”

O günden sonra Minik Kurt bazen yine söz dinlemeyi unuttu. Çünkü kimse bir günde kusursuz olmaz.

Ama artık önemli bir şeyi biliyordu:

Bir uyarıyı dinlemek, özgürlüğünü kaybetmek değil; başkasının tecrübesinden yararlanmaktı.

Ve bazen “neden?” demek, “ben biliyorum” demekten çok daha akıllıca bir cümleydi.

Bu bölümdeki güzel kelimeler
muhakemeDüşünüp değerlendirerek sonuca varma.
tecrübeYaşayarak edinilen bilgi.
uyarıBir tehlikeyi ya da önemli noktayı önceden bildirme.