MINİK KURT KİTAPLIĞI
Minik Kurt ve Yuvarlanıp Giden Maç
MINIK KURT’UN MACERALARI · BÖLÜM 1

Minik Kurt ve Yuvarlanıp Giden Maç

O akşamüstü Gümüşdere Ormanı’nın üstünde gökyüzü açık mavi, bulutlar ise fırından yeni çıkmış ekmekler kadar kabarıktı. Minik Kurt, evin önündeki düz taşın üzerinde oturmuş, kırmızı topunu iki patisinin arasında döndürüyordu.

“Bugün kesinlikle maç günü,” dedi.

Baba Kurt odunları dizerken başını kaldırdı. “Kesinlikle mi?”

“Kesinlikle.”

“Peki ‘kesinlikle’ ne demek?”

Minik Kurt bir an düşündü. “Yani… olabilir demek?”

Baba Kurt güldü. “Tam tersine. Kesinlikle, ‘bundan eminim’ demek.”

Minik Kurt topunu havaya fırlattı. “O zaman kesinlikle kesinlikle maç günü!”

Anne Kurt pencereden seslendi: “Su şişeni almayı da kesinlikle unutma!”

Minik Kurt su şişesini aldı, kardeşi Pofuduk’un başını okşadı ve arkadaşlarıyla buluşmak üzere Çınarlı Düzlük’e koştu.

Orada Tavşan Pıtırcık, Kirpi Piko, Tilki Lila ve Ayı Badem onu bekliyordu. Pıtırcık iki taşın arasına kale yapmıştı. Piko ise kalenin genişliğini ölçüyordu.

“Bence bu kale biraz dar,” dedi Piko.

“Sen kaleci olursan zaten dikenlerinle yarısını kapatırsın,” dedi Lila.

Piko ciddiyetle başını salladı. “Bu, dikkate değer bir avantaj.”

Minik Kurt kahkahayı patlattı. “Dikkate değer ne demek?”

“Önemsenmesi gereken,” dedi Piko gururla.

Takımlar kuruldu. Minik Kurt, Lila ve Piko bir takım; Badem ile Pıtırcık diğer takım oldu. Fakat Badem tek başına neredeyse iki oyuncu büyüklüğündeydi, bu yüzden kimse haksızlık olduğunu düşünmedi.

Maç başladı.

İlk pası Lila verdi. Top Piko’ya geldi. Piko topa vurmak isterken ayağı küçük bir kozalağa takıldı. Kendisi bir yana, top öbür yana gitti.

“Harikulade pas!” diye bağırdı Minik Kurt.

Piko yerden kalkarken, “Ben aslında onu özellikle yapmıştım,” dedi.

“İlla ki öyle olsun istedin yani?” dedi Lila.

Piko burnunu kıvırdı. “Evet. Yaklaşık olarak.”

Top bu sırada yokuştan aşağı yuvarlanmaya başlamıştı.

“TOP GİDİYOR!” diye bağırdı herkes.

Beşi birden peşinden koştu.

Top önce çimenlerin arasından geçti, sonra yaşlı Kaplumbağa Tonton’un piknik örtüsünün altından girdi. Tonton şaşkınlıkla ayağa kalktı.

“Bir şey mi geçti?”

“Topumuz!” dedi Minik Kurt.

Tonton örtüyü kaldırdı. Top yoktu.

Ama örtünün altından yuvarlak bir karpuz çıktı.

“Bu top değil,” dedi Badem.

“Bunu anlamamız sevindirici,” dedi Lila.

Derken uzaktan “güm!” diye bir ses geldi.

Top, Arı Nermin’in bal kavanozlarını dizdiği tahta masanın ayağına çarpmıştı. Kavanozlardan biri sallandı, sallandı, sallandı…

Herkes nefesini tuttu.

Kavanoz düşmedi.

Nermin Hanım kanatlarını çırparak, “Az kalsın bütün emeklerim dramatik bir biçimde yere yayılıyordu,” dedi.

Minik Kurt hemen özür diledi. “Topumuzu tutamadık.”

“Olabilir,” dedi Nermin Hanım. “Ama peşinden koşarken çevrenize bakmanız gerekir.”

Minik Kurt başını salladı. Bu doğruydu. Topun peşinden koşturmak heyecanlıydı ama başkalarının eşyalarına dikkat etmek de gerekiyordu.

Top yeniden bulundu. Bu kez daha düz bir yerde oynamaya karar verdiler.

Ama asıl komik macera daha yeni başlıyordu.

Pıtırcık topu aldı, inanılmaz hızlı koştu, Badem’i geçti ve kaleye doğru vurdu.

Top kaleye değil, bir ağacın alçak dalına çarptı.

Daldaki üç sincap birden irkildi.

Birincisinin elindeki ceviz aşağı düştü.

Ceviz ikinci sincabın kafasına çarptı.

İkinci sincap şaşkınlıkla üçüncü sincabın kuyruğuna tutundu.

Üçü birden daldan sarkarken Minik Kurt topu yakaladı.

Bir an sessizlik oldu.

Sonra sincaplardan biri, “Bu oyunun kuralları her zaman böyle mi?” diye sordu.

Herkes gülmeye başladı.

“Hayır,” dedi Minik Kurt. “Bugün biraz… olağanüstü gidiyor.”

“Olağanüstü,” dedi Pıtırcık. “Normalden çok farklı ve dikkat çekici demek.”

Maç yeniden başladı.

Bu kez Minik Kurt kaleye geçti. Badem topa öyle yavaş vurdu ki top neredeyse duracak gibiydi.

Minik Kurt topa doğru yürüdü.

“Bunu gözüm kapalı tutarım,” dedi.

Gerçekten de gözlerini kapattı.

Tam o anda top küçük bir taşa çarpıp yön değiştirdi ve Minik Kurt’un bacaklarının arasından geçti.

“GOOOL!”

Minik Kurt gözlerini açtı. Herkes yerde yuvarlanıyordu.

“Bunda gülecek ne var?”

Lila nefes nefese, “Gözün kapalı olunca topu görememen olabilir mi?” dedi.

“Yani burada şunu demek istiyorsun,” dedi Minik Kurt, “kaleci topa bakmalı.”

“Evet. Oldukça şaşırtıcı bir keşif.”

Maçın son dakikalarında skor berabereydi. Minik Kurt topu aldı ve kaleye doğru koşmaya başladı. Önünde sadece Pıtırcık vardı.

Tam vuracakken kenarda minik bir salyangoz gördü.

Salyangoz ağır ağır sahanın ortasına ilerliyordu.

Minik Kurt durdu.

Topu da durdurdu.

“Ne oldu?” dedi Badem.

“Salyangoz.”

Pıtırcık eğilip baktı. “Gerçekten de var.”

Herkes oyunu bıraktı. Piko geniş bir yaprak buldu. Salyangozu yaprağın üzerine çıkardılar ve çimlerin güvenli tarafına taşıdılar.

“Maçın en önemli kurtarışı buydu,” dedi Lila.

“Kalede değildi ama,” dedi Minik Kurt.

“Her kurtarış kalede yapılmaz.”

Bu cümle Minik Kurt’un hoşuna gitti.

Güneş alçalmaya başlayınca maçı bitirdiler. Skoru kimse tam hatırlamıyordu. Badem üç gol attığını söylüyordu, Pıtırcık dört olduğunu iddia ediyordu, Piko ise maçın ilk yarısında skor tutmayı unuttuğunu itiraf etti.

“Peki kim kazandı?” diye sordu Minik Kurt.

Lila biraz düşündü.

“Bence karpuz.”

Nedenini kimse anlamadı ama herkes yine güldü.

Minik Kurt eve döndüğünde Pofuduk kapıda onu bekliyordu.

“Maç nasıl geçti?” diye sordu Baba Kurt.

“Muhteşemdi. Top kaçtı, karpuz bulduk, sincaplar sallandı, salyangozu kurtardık ve galiba maçı karpuz kazandı.”

Baba Kurt birkaç saniye sessiz kaldı.

“Oldukça normal bir maçmış.”

“Kesinlikle,” dedi Minik Kurt.

Ve bu kez kelimeyi tamamen doğru kullanmıştı.

Bu bölümdeki güzel kelimeler
kesinlikleHiç şüphe olmadan, mutlaka.
dikkate değerÖnemsenmeye değer.
olağanüstüNormalden çok farklı ve dikkat çekici.