MINİK KURT KİTAPLIĞI
Minik Kurt ve Gece Göğünün Haritası
MINIK KURT’UN MACERALARI · BÖLÜM 10

Minik Kurt ve Gece Göğünün Haritası

Bir gece elektrikler birkaç dakikalığına kesildi.

Ev sessizleşti.

Lambalar söndü.

Buzdolabının uğultusu durdu.

Minik Kurt yatağından kalkıp salona geldi.

“Elektrik gitti.”

Baba Kurt pencerenin yanındaydı.

“Evet.”

“Ne yapacağız?”

“Şimdilik hiçbir şey.”

Bu cevap Minik Kurt’a pek heyecanlı gelmedi.

Sonra Baba Kurt perdeyi açtı.

Dışarısı normalden çok daha karanlıktı. Sokak lambaları da sönmüştü.

Ve gökyüzünde yıldızlar vardı.

Çok fazla yıldız.

Minik Kurt pencereye yaklaştı.

“Bunlar hep burada mıydı?”

“Evet.”

“Ben niye görmüyordum?”

“Şehir ışıkları gökyüzünü aydınlatınca soluk yıldızları görmek zorlaşır.”

Anne Kurt da yanlarına geldi. Pofuduk battaniyesine sarılmıştı.

“Bahçeye çıkalım mı?” dedi.

Dört kişi kalın giysilerini giyip bahçeye çıktı.

Hava serindi.

Gökyüzü muhteşemdi.

Baba Kurt yere battaniye serdi. Hep birlikte uzandılar.

Minik Kurt uzun süre konuşmadı.

Sonra:

“Yıldızlar çok uzak mı?”

“Çok.”

“Ne kadar?”

“Bazıları o kadar uzakta ki ışıkları bize yıllar sonra ulaşıyor.”

Minik Kurt doğrulup oturdu.

“Yani gördüğümüz şey geçmiş mi?”

“Bir bakıma evet.”

“Bu inanılmaz.”

Anne Kurt, “Buna hayret etmek denebilir,” dedi.

“Hayret.”

“Çok şaşırma ve etkilenme duygusu.”

Minik Kurt tekrar gökyüzüne baktı.

“Şu an çok hayret ediyorum.”

Baba Kurt birkaç parlak yıldızı gösterdi.

“İnsanlar çok eski zamanlardan beri yıldızları birleştirip şekiller hayal etmiş.”

“Gerçekten çizgiler var mı?”

“Hayır. Çizgileri biz düşünüyoruz.”

“Ben de yapabilir miyim?”

“Tabii.”

Minik Kurt parmağıyla üç yıldızı birleştirdi.

“Bu… dev bir kaşık.”

Pofuduk hemen ayağa kalktı.

“BENİM KAŞIĞIM!”

Herkes güldü.

Pofuduk’un piknik kaşığı hâlâ evin bir yerlerindeydi ama belli ki artık gökyüzüne de çıkmıştı.

Minik Kurt başka yıldızları birleştirdi.

“Bu bir kurt.”

“Şuna ne isim verelim?” dedi Anne Kurt.

“Koşan Kurt.”

“Peki şu?”

Minik Kurt biraz düşündü.

“Kaybolmayan Kelebek.”

Baba Kurt kahkahayı bastı.

Bir süre sonra elektrik geri geldi. Evlerin ışıkları yandı ve bazı yıldızlar yeniden soluklaştı.

Minik Kurt biraz üzüldü.

“Gitti.”

“Gitmedi,” dedi Anne Kurt. “Sadece görmek zorlaştı.”

Bu cümle Minik Kurt’un aklında kaldı.

Ertesi gün karton, kalem ve cetvel çıkardı.

“Ne yapıyorsun?” diye sordu Pofuduk.

“Gece göğünün haritasını.”

Gerçekte yıldızların tam yerlerini bilmiyordu. Ama hatırladığı şekilleri çiziyordu.

Koşan Kurt.

Dev Kaşık.

Kaybolmayan Kelebek.

Bir köşeye dört küçük yıldız çizdi.

“Bunlar kim?” dedi Pofuduk.

“Biz.”

“Ben hangisiyim?”

“En küçük olan.”

Pofuduk itiraz etti.

“Ben büyük yıldız istiyorum.”

Minik Kurt düşündü ve küçük yıldızın etrafına büyük bir daire çizdi.

“Şimdi büyük.”

“Tamam.”

Akşam Baba Kurt haritayı görünce uzun uzun baktı.

“Bu bilimsel bir harita sayılmaz.”

Minik Kurt kaşlarını çattı.

“Olmadı mı?”

“Hayır. Ama çok güzel bir hayal gücü haritası olmuş.”

“İkisi farklı mı?”

“Bilim, gördüğümüz şeyleri mümkün olduğunca doğru anlamaya çalışır. Hayal gücü ise onlardan yeni fikirler üretir. İkisi birbirine düşman değildir.”

Minik Kurt bu cümleyi sevdi.

“Yani hem yıldızları öğrenebilirim hem kendi şekillerimi uydurabilirim.”

“Kesinlikle.”

O gece yine bahçeye çıktılar. Bu kez küçük bir yıldız kitabı da götürdüler.

Gerçek takımyıldızlardan bazılarını bulmaya çalıştılar.

Büyük Ayı’yı aradılar.

Bir süre bulamadılar.

Baba Kurt yanlış yeri gösterdi.

Anne Kurt başka yeri gösterdi.

Minik Kurt ikisine de baktı.

“İkiniz de emin değilsiniz.”

“Doğru,” dedi Baba Kurt.

“Büyükler her şeyi bilmiyor.”

“Bu keşfi daha önce de yapmıştın.”

Sonunda kitap yardımıyla birkaç yıldızı eşleştirdiler.

Minik Kurt çok mutluydu.

“Bugün yeni bir kelime var mı?”

Anne Kurt düşündü.

“Merak.”

“Onu biliyorum.”

“Peki ‘perspektif’?”

Minik Kurt gözlerini büyüttü.

“Zor.”

“Bir şeye hangi açıdan baktığın. Aynı şeyi farklı bir yerden görünce farklı düşünebilirsin.”

Minik Kurt gökyüzüne baktı.

“Mesela yıldızlar uzaktan küçük görünüyor ama aslında çok büyük.”

“Güzel örnek.”

“Ya da elektrik kesilince önce kötü sandım ama yıldızları gördük.”

“Daha da güzel.”

Pofuduk battaniyenin altında kıpırdandı.

“Benim perspektifim uykulu.”

Baba Kurt güldü.

“Bu da geçerli.”

Eve girdiler.

Minik Kurt haritasını yatağının yanına astı.

Uyumadan önce son kez baktı.

Koşan Kurt.

Dev Kaşık.

Kaybolmayan Kelebek.

Ve dört yıldız.

Belki gökyüzündeki yıldızlar milyonlarca kilometre uzaktaydı.

Ama o gece Minik Kurt’un aklında çok yakın bir şey vardı:

Dünya, bakmasını bilen biri için bitmeyecek kadar büyük bir merak yeriydi.

Ve bazı şeyler gözden kaybolsa bile gerçekten gitmiş olmazdı.

Bazen yalnızca onları görebilmek için ışıkları biraz kısmak gerekirdi.

Bu bölümdeki güzel kelimeler
hayretÇok şaşırma ve etkilenme duygusu.
perspektifBir şeye bakış açısı.
hayal gücüZihinde yeni görüntüler ve fikirler oluşturabilme gücü.